İstanbul

Yaşadığımız Şehirde Turist Olmak

Hangi tarafa baksak tarih yatıyor ve farklı farklı hikayeler karşımıza çıkıyor. Kimi zaman geçmişe yolculuğa çıkıyoruz kimi zaman bulunduğumuz ana dönüyoruz. Bu hislerle birlikte keyifli bir tur için yollara düştük.

Bankalar Caddesi

Eski adıyla Voyvodo Caddesi olan, günümüzde Bankalar Caddesi olarak bilinen İstanbul’un mimari açıdan en zengin bölgelerinden biri.  Rivayete göre, Osmanlı döneminde caddeye bu ismin verilmesinin sebebi, caddeyi bir Voyvodo’nun yönetmesi. Çevrede bankaların yoğunlaşması sonucu Bankalar Caddesi ismini almış. Caddede yürürken geçmişe yolculuğa çıkmış gibi oluyor insan.

Kamondo Merdivenleri

Kamondo Merdivenleri ismini dönemin ünlü ve varlıklı ailesi olan Kamondo Ailesi’nden alıyor. Ailenin büyüklerinden Abraham Salomon Kamondo bu merdivenleri yaptırıyor. Halk arasında merdivenin ismi Aşıklar Merdiveni olarak yayılsa da aslında merdivenin yapılmasının altında torun aşkı yatıyor. Merdivenlerin yapılmasını sağlayan Abraham Kamondo’nun torunları o dönemde Avusturya Lisesi’nde okuyormuş. Torunlar eve varabilmek için ise bayağı uzun bir yolu katetmek zorunda kalıyorlarmış. Bunu farkeden Abraham Kamondo torunlarının daha rahat eve varabilmeleri için bu merdivenleri yaptırmış.

Ayrıca mimarinin altında ince bir düşünce de var. Kamondo Merdivenleri’nin döner bir şekilde ve iki parça tasarlanmasının altında ilginç bir akıl yürütme yatıyor. Merdivenlerin bu şekilde olmasının nedeni yukarıdan biri aşağıya doğru düştüğünde en azından bir noktada durabilmesini sağlamak. Torunlarının rahatını çok düşünen Kamondo tabii ki onların başına gelebilecek kötü bir şeyin de önlemini almak istemiş.

Daha sonra herkesin işine yarıyor bu merdivenler. O dönemde daha çok Galata Bölgesi’nde yaşayan insanlar dükkanlarından evlerine dönerken bu merdivenler sayesinde çok daha hızlı bir şekilde evlerine ulaşabilmiş.

Şimdilerde sosyal medyada epey popüler olan bir mekan olarak gözümüze çarpıyor.

Salt Galata

Fransız asıllı mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanmış. Daha sonra Osmanlı Bankası’nın genel müdürlük binası olarak kullanılmış. Kasım 2011’de Salt Galata olarak hizmete girmiş. Kütüphanesi, sergi ve etkinlik mekanları bulunuyor.

Ayrıca içerideki ışıklı masada bulunan modeller ile çizimler yapabilirsiniz.

Pera’ya doğru yol alırken Pera Bakery’de bir mola vererek sokağı seyre dalıyoruz.

Yolumuzdaki Minoa Pera’yı ziyaret ederken Cumhuriyet coşkusunu tüm benliğimizde hissettiriyor. İmizi kıpır kıpır kitapların arasına dalıyoruz. Hiç ayrılmak istemiyor insan.

Terra Santa Manastırı

Terra Santa Manastırı ile gezimizi sonlandırıyoruz. Manastırın bir tarafında Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu, bir tarafında Hollanda Başkonsolosluğu, diğer tarafında da İtalya Başkonsolosluğu var. Tam karşısında da Ekvator Başkonsolosluğu bulunuyor. Güvenlik açısından önemli bir yerde bulunuyor. Restorasyonu bittikten sonra kültür sanat merkezi olarak hizmete açılmış. Bahçesi de kafe olarak düzenlenmiş. Manastıra girip merdivenlerden inince karşımıza çıkan İstanbul manzarası karşısında şaşırıyor insan. Arada saklı kalmış minik bir vaha sanki.

Yeni yerler keşfetmek ve değişik tatlarda buluşmak dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!