Masal Şehir Prag
Yine bir doğum günüm geldi çattı. Bu vesileyle Ocak ayında epeydir görmeyi arzuladığımız masal şehir Prag’a gitme fırsatı bulduk.
Prag’da da diğer Avrupa şehirleri gibi ortasından nehir geçen bir konsepti var. Şehir Vltava Nehri’nin iki yakasına kurulmuş ve köprüler ile Vltava’nın iki tarafı birbirine bağlanmış.
Eğer yürümekten keyif alıyorsanız yürüyerek dolaşabileceğiniz bir şehir. Ara sokaklarına dalarak yeni yerler keşfetmek için iyi bir fırsat. Kaybolurum diye düşünmeyin çantanıza koyacağınız şehir haritası size yol gösterecektir.
Eski Şehir Meydanı ve Astronomik Saat (Old Town Square and Astronomical Clock): Meydana doğru yürürken dar sokaktan geçip karşınıza kocaman bir meydan ve bir o kadar etkileyici yapılar çıkıyor. Karşınızda Astronomik Saat, sağınızda Tyn Kilisesi (Church of Our Lady) tarihi yapılarından gözlerinizi alamıyorsunuz.
Biraz ileride de St. Nicholas Kilisesi’ni görebilirsiniz.
St. Nicholas Kilisesi’ni sağınıza alıp devam ettiğinizde Franz Kafka’nın doğduğu ev şu anda Kafka Cafe olarak karşınıza çıkıyor. Daha önce kitabını okumamış olsanız da şehri dolaşırken Kafka’nın varlığını hissedebiliyorsunuz. Hediyelik eşya satan dükkanlarda fotoğrafının bulunduğu kupalar, tişörtler görebilirsiniz. Yazar hayatının tamamını burada yaşamış ve genellikle Eski Şehir Meydanı’na yakın oturmuş.
Bu gezimiz tam da doğum günüme denk gelince, en sevdiğimiz bu meydanın tadını doya doya çıkardık! Kutlamayı en sevdiğimiz yerde, bol bol vakit geçirmek benim için gerçekten çok özel ve unutulmaz bir anı oldu.
(Charles Bridge): Sadece yaya trafiğine açık olan köprünün her iki tarafında çeşitli heykeller, başında ve sonunda ise kuleler bulunuyor. Köprünün üzerinde yerel ressamlara resim yaptırabilir ya da hatıra şehir resimleri alabilirsiniz.
no images were found
Prag Kalesi (Prague Castle): Kaleye gitmek için Charles Köprüsü’nü geçip devamında Küçük Mahalle (Mala Strana)’den geçiyorsunuz. Burada evlerin üzerinde çeşitli semboller var. Bu semboller eskiden adres tarif etmek icin evin sahibinin mesleğine göre seçiliyormuş. Detaylı gezmek isterseniz epey vakit ayrımanız gerekiyor. St.Vitus Katedrali kalenin içinde bulunuyor. Dünya’nın en büyük kalelerinden birisi olan Prag Kalesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en büyük antik kalesidir.Dans Eden Ev (Dancing House): Dans Eden Ev, “Fred ve Ginger” adıyla da bilinmektedir. İki tane dans eden insan figürü şeklinde olan binanın adı ünlü dans çifti “Fred ve Ginger” adı verilmek istense de şehrin havasına uyumlu olmayacağı düşünülerek vazgeçilmiş. Prag’da gezerken modern binalar görmek mükün değil. Masallar ülkesinde yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Ne var ki Dans Eden Evi görünce şaşkınlığınızı gizleyemiyorsunuz. Sıradışı görünümü olan bu binanın en üst katında bulunan kafede Prag manzarası ile baş başa kalıp biraz mola verebilirsiniz.
no images were found
Louvre Cafe: Prag’a gitmeden önce biraz araştırınca ilgimi çeken Franz Kafka ve Einstein’ı ağırlamış olan cafe oldu. Eski yapılı bir merdivenle çıkılan bu mekan 1902’den beri geleneksel hizmet veriyormuş. Cafe Louvre’da kahvenizi yudumlarken bu ünlü kişilerle aynı ortamda olmak heyecan verici.no images were found
MüzelerPrag’da neredeyse her şeyin müzesi var.
Balmumu Heykel Müzesi: Eski Şehir Meydanı’nda yer alan Bal Mumu Müzesi’ni Berke çok görmek istedi. Baba oğul müze gezisi yaptılar.
İşkence Müzesi: Adından da anlaşılacağı üzere girmek istemedik.
Brüksel Çikolata Müzesi: Bir sürü çikolatayı bir arada görünce yemeden bile mutlu oluyor insan. Çok büyük değil ama düzenli bir müze. Girişte satışa sunulan birçok çikolata bulunuyor.
no images were found
Lego Müzesi: Berke ve Kerem’in ilgi alanı lego olunca burayı atlamamak gerekiyordu. Legoları görünce heyecanları görülmeye değerdi. Gerçi o kadar lego arasından kendilerine lego seçmeleri biraz zamanlarını aldı fakat çıkarken çok mutlulardı.no images were found
Küçük Bir Not: Çek’lerin “Trdelnik” dedikleri tatlı mutlaka tadılmalı. Yapılışına gelince; önce hamur açılıp ahşap bir silindire dolanıyor. Daha sonra ateşte bu silindir döndürülerek pişiriliyor. Sıcak olarak ikram edilen tridelnik, tatlı, tarçınlı, hafif tuzlu olarak yemeye doyamıyorsunuz.no images were found
Şifalı Suyun Kenti Karlovy VaryPrag’a gitmişken Karlovy Vary’i de görmemek olmazdı. Eğer otobüs ile yolculuk seviyorsanız terminalden kalkan sarı otobüsler ile sabah gidip akşam dönebilirsiniz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1918 yılında böbrek ağrıları için buraya gelmiş olması burayı ayrı bir önemli kılıyor. Hatta kaldığı Hotel Karlsbad’i görmek bizim için özeldi.
Otelde Mustafa Kemal Atatürk Adına Konan Plaket
Şehirde 12 tane sıcak su kaynağı bulunuyormuş. Bu suları içerken orada satılan yassı küçük ibrikleri kullanabilirsiniz. Ayrıca bu sular, deri hastalıkları dahil bir çok rahatsızlıklara iyi geliyormuş. İçildiğinde ise; tüm sindirim sisteminizi sıfırlıyormuş.
Kentin ortasından akan Temple Irmağı’nda her yıl kano yarışları yapılırmış. Her yılın Temmuz ayında ise uluslararası film festivali olurmuş. Hatta burası geçmişte birkaç filmde doğal plato olarak bile kullanılmış.
Küçük Bir Not: Bizdeki kağıt helvaya benzer bir yiyecekleri var. Vanilyalı, fındıklı ve çikolatalı olarak satılıyor. Bizimkinden farkı ince olması.
İşte sıra geldi hafızamızda iz bırakanlara…
BİZİM İÇİN PRAG’TA İLK 5
- Eski Şehir Meydanı ve Astronomik Saat
- Prag Kalesi
- Charles Köprüsü
- Karlovy Vary
- Dans Eden Ev
Son olarak meydanın güzelliğine tekrar bakıp ve burada keyifli bir yemek yedikten sonra bu masal şehrine hoşça kal diyoruz.
Sbohem Praha!


