Kavala Kalesi’nden Panagia’nın Dar Sokaklarına
Kavala… Tarihi su kemerleri, hareketli sahil şeridi, mis gibi kurabiyeleri… İnsanın aklını başından alan bir sahil kasabası! O zaman biraz yakından tanıyalım.
Şehrin simgesi haline gelmiş tarihi su kemeri (Kamares) ve Kalesi (Akropolis)… Tarihi su kemeri, şehre girerken “Merhaba!” diyor sanki. Kanuni döneminden kalma bu ihtişamlı yapılar, fotoğraf çekmek için harika bir yer.
Palmiyeleri, balıkçı tekneleri, kafe ve restoranların sıralandığı caddesi, hediyelik eşya satılan dükkanlarıyla görülmeye değer. Adı üstünde Kavala kurabiyesi ve her yerde çok iyi yapıldığını söyleyebiliriz ama en iyisini bulduğumuzu düşünüyorum. Tereyağının ve bademin tadı, üstüne de bolca pudra şekeri…
Hemen tepesinde ise, o enfes manzarayı izleyebileceğimiz kalesi bizi bekliyor. Kale duvarlarından aşağıya baktığınızda, Kavala ayaklarınızın altında. Panagia’nın dar sokakları, liman, deniz… Her şey manzaranın içinde!
Ayrıca bu sahil kasabası, tarih kitaplarında adı geçen Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın da doğum yeri.
Kavala’yı araştırınca üç bölge olarak anlatıldığı gözüme çarptı. Eski kent Panagia, sahil şeridini de kapsayan şehir merkezi ve Kavala’ya feribotla bir saat süren Thassos. Benim gözümde en başta yerini alan yer tabii ki Panagia, yani Eski Kent.
Eski Kent Panagia
Tarihi dokusu, konaklar, rengarenk ve cumbalı evler, avlular, dar sokaklar… Özellikle Safranbolu evlerini anımsatan mimarisiyle, burada kaybolmaktan zevk alacağınız kesin. Her köşesinde sürpriz bir kafe bulabileceğiniz, fotoğraf makinesini elinizden düşüremeyeceğiniz bir bölge!
Panagia, sizi hem tepedeki heybetli Kalesi’ne çıkarıyor hem de Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu eve götürüyor.
Kavala Kalesi
Eski kentin en tepesinde muhteşem bir manzarayı ayaklarınıza seren bu kale 15. yüzyılda yapılmış. Osmanlı döneminde koca koca dokunuşlarla genişletilmiş ve bazı bölümleri hapishane olarak kullanılmış. Zindanların kalıntılarını hala görmek mümkün. Buranın bir kısmı günümüzde, o eşsiz atmosferiyle açık hava tiyatrosu olarak kullanılıyor.
Yukarıdan harika bir manzaraya ev sahipliği yapan kale, size geniş açıdan Kavala’yı kuş bakışı görme imkânı veriyor.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa Evi
O dar sokaklar, cumbalı renkli çiçekli evler arasından, manzaraların ve kuş cıvıltılarının eşlik ettiği o huzur veren sessizlik içinde tepeye ulaşıldığında Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evi ve at üzerindeki heykeli karşımıza çıkıyor.
Osmanlı’nın en kudretli paşalarından biri olup Mısır valisi olarak görevlendirilmiş, daha sonra da Osmanlı’ya bayrak açıp tarihe iz bırakmış pek ünlü şahsiyetlerden biri. Kavala’da doğmuş bir Osmanlı’nın Mısır Valisi olması ve şehirde büstü dikilecek kadar sevilmesi, buranın kültürel zenginliğini gösteriyor zaten. 1700’lerde inşa edilen ev, aslına uygun restorasyonlardan geçmiş ve artık müze olarak kullanılıyor.
Panagia Kilisesi (Holy Church of the Assumption of Virgin Mary/ Ekklisia Kimisi Theotokou)
Kilise, 15. yüzyıldan kalma asıl Bizans sonrası yapısının yıkılmasıyla, 1965 yılında yeniden inşa edilmiş. Küçük bir kubbe ve uzun bir çan kulesine sahip olan kilise, Meryem Ana’nın Göğe Kabulü Kutsal Kilisesi olarak da biliniyor. Küçük bir kubbe ve göğe uzanan uzun bir çan kulesi ile kendine has bir silueti var; mimarisiyle Eski Kent dokusu içinde hemen dikkat çekiyor.
Kavala’nın kalbi Panagia’nin en ucunda, denizin ve tarihin buluştuğu o büyülü noktadayız. Tarihi önemi, mimarisi ve manzarasıyla Kavala’nın önemli tarihi mekanlarından biri… Kendine özgü mimarisi ile dikkat çekiyor. Burası Kavala’nın en nefes kesici manzaralarından birine sahip bir seyir terası. Panagia Kilisesi’nin asıl sihri ise konumu! Kayalıkların tam da başlangıç noktasında, deniz seviyesinden çok yüksek bir yerde inşa edilmiş. Hemen yanından aşağıya doğru indiğinizde, heybetli kayalıkların arasından mavi ufka doğru dalıyorsunuz. Denizin sonsuzluğunu izlemek, o anın keyfini sürmek inanılmazdı. Kavala’nın bu köşesi, sanki gökyüzüyle Ege’yi birleştiriyor.
Kilise gerçekten eşsiz, bir de üstüne Kavalalı Mehmet Ali Paşa Meydanı’yla komşu olması harika bir detay.

Şehir Merkezi-Sahil Şeridi
Palmiyeleri, balıkçı tekneleri, rengarenk kafe ve restoranların sıralandığı caddesi… Burası Kavala’nın kalbinin attığı yer. Hediyelik eşya dükkanlarında gezinip, limanda bir kahve yudumlamak şart!
Thassos Adası
Burası Kavala’ya feribotla sadece bir saat süren, cennetten bir köşe. Bir nevi komşu sayılırlar. Eğer zamanınız varsa, masmavi suları ve yeşil doğası için günübirlik bile kaçamak yapın.
Aziz Nikolai Kilisesi
Caminin kiliseye dönüştürülmüş halini merak edenlere gelsin! Yapının hikayesi çok ilginç: Başlangıçta Pargalı İbrahim Paşa tarafından cami olarak inşa edilmiş, ama 1926’da kiliseye dönüştürülmüş. Burası, Pavlos’un Avrupa’ya ilk ayak bastığı yer olduğu için bu önünde Aziz Pavlos’un bir anıtı bulunuyor.
Yeni yerler keşfetmek ve değişik tatlarda buluşmak dileğiyle…


